Hayat Bir Tiyatro Sahnesiyse, Yaratıcı Drama O Hayatın Provasıdır!

Bugünlerde çok sık konuşulduğu gibi dijitalleşme, robotlar, yapay zeka, endüstri 4.0 vb. filmlerde gördüğümüz gelecek olmaktan çıktı. Denilebilirse gelecek, geldi, şimdi ve burada! Bu hızlı değişimin sonucu yaşadığımız dünyanın hali ise hepimizin bildiği gibi değişkenlik, kesinsizlik, karmaşıklık ve belirsizlik. Dolayısıyla, hızlı değişim karşısında aynı kalmamak ve aynılaşmamak için çevikliğe, yenilenmeye, adaptasyon yeteneğine ve yaratıcı olmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.  
Haliyle öğrenme ve gelişim süreçleri de bu hızdan ve değişimden etkileniyor. Daha bütünsel, daha kişiselleştirilmiş ve deneyime, kişinin yaşantısına daha fazla dayanan öğrenmeler bir ihtiyaç olarak kendisini belli etmeye başlıyor. Diğer yandan, gerek ATD’nin gerekse TEGEP’in araştırmaları[1], kurumsal eğitimlerde sınıf içi eğitimlerin hala yaygın olarak kullanıldığını ve yaygın olarak kullanılmaya devam edeceğini gösteriyor. Öyleyse, bir yetişkin öğrenmesi alanı olarak kurumsal eğitimler için alternatif öğrenme biçimlerine daha fazla yer vermek gerekiyor.
Tam da bu nedenle, bu alternatif öğrenme yöntemlerinden biri olan yaratıcı dramaya, yetişkinlerin öğrenme özellikleri üzerinden bakacak ve bir yaratıcı drama lideri ve eğitim tasarımcısı olarak fikirlerimi paylaşacağım.

Önce Bilinenler...

Yetişkin öğrenmesi deyince ilk akla gelen isim olan Knowles’ın yetişkin öğrenenlerle ilgili temel varsayımlarını yeniden hatırlayarak başlayalım. Neydi bunlar?
  1. Yetişkinler, neden öğrenmeye gereksinim duyduklarını bilmelidir.
  2. Yetişkinler daha çok kendi kendilerine ve bağımsız olarak öğrenmeyi tercih ederler. Bu yüzden yetişkin eğitimleri öz-yönelimli olmalıdır.
  3. Eğitime katılan her bir yetişkinin geçmiş deneyimleri bir hazinedir ve yetişkin eğitiminde bu deneyim birikimi önemsenmelidir.
  4. Öğrenme sürecinde yetişkinlerin toplumsal rolleri ve bulundukları yaşam evresindeki görevleriyle bağlantı kurulmalıdır.
  5. Yetişkinler konu merkezli öğrenme yerine, problem merkezli öğrenmeye yatkındır.
  6. Yetişkinler dışsal motivasyonlardan çok içsel motivasyonlarla hareket ederler.[2]
Yukarıdaki ilkeler, TEGEP’in eğitim ve gelişim camiası için çok önemli bir katkısı olan Anlatmak Eğitim Değildir kitabında Stolovitch ve Keeps (2017) tarafından hazır olma (isteklilik), deneyim, otonomi ve eylem şeklinde dört başlıkta özetleniyor.

Bilinmeyenlere Doğru…

Şimdi bu yetişkin öğrenmesi ilkelerinden hareketle, yaratıcı dramanın neden kurumsal eğitimlerde iyi bir alternatif olduğuna bakalım.
1. Yetişkinler eğitimlerde saygı görmek ister. Yaratıcı dramanın çemberinde eğitmen/lider dahil herkes eşit saygınlıkta ve birbirine eşit mesafededir. Drama sürecinde “–mış gibi” yapıldığı, şimdi ve burada ilkesi geçerli olduğu için süreç katılımcıların eleştirilme, yargılanma, küçük düşürülme kaygılarının ortadan kaldırılmasına hizmet eder. Tüm atölyeler uyum, güven, işbirliği ve grup dinamiği ile oluşturulmaya çalışılır.
2. Yetişkinlerin zengin yaşantı deneyimi dikkate alınmalıdır. Eğer günümüzde daha fazla kişiselleştirilmiş eğitimlerden bahsediyorsak, eğitimlerin kişilerin geçmiş yaşantılarıyla ve o yaşantıların zengin deneyimiyle etkileşmesi gerektiğinin de altını çizmeliyiz. Yaratıcı dramada, yaratıcı dramanın tanımı itibariyle bile yaşantı deneyimleri çok önemlidir. Kişi yaşantılarından yola çıkar ve yaşamın provasını yaparak,buradan olumlu sonuçlar yapılandırır.
“Bir şeyi doğru yapmak için sürekli denemek ile yaptığımız şeyi yargılayıcı olmadan sürekli izlemek arasında dünyalar kadar fark vardır. İkincisi, yani girdi-geri bildirim döngüsü, kaliteli öğrenme ve performansın iyileşmesiyle sonuçlanır; bu zorlamaktan ziyade izin vermektir. Stresli olan birinci seçenek iken az etkiye sahip olmasına rağmen en çok kullanılan yöntemdir.” [3]
3. Yetişkinlerin deneyime katılmaları için güvenli alanlar sunulmalıdır. Yaratıcı drama atölyelerinde katılımcılar sadece kendi yaşantılarını değil, diğer katılımcıların yaşantılarını da gözlemek, dinlemek ve bazı durumlarda deneyimlemek olanağına sahip olur. Dolayısıyla öğrenme, bir otorite olarak öğretmenden ya da eğitmenden aktarılan bilgi şeklinde değildir. Dolayısıyla otonomi vardır ve öğrenme öz-yönelimlidir. Eğitimlerde kendini akranlarının arasında rahat hisseden yetişkin, etkinliklerde aktif olmaya istekli olur.
“İnsanların kendilerine inanmaları için, başarılar biriktirmenin yanında bu başarılarının kendi çabaları sayesinde olduğunu bilmeye de ihtiyacı vardır.Ayrıca, diğer insanların da onlara inandığını bilmeleri gerekir; bu, kendi seçimlerini yapmaları ve kararlar almaları için onlara güvenildiği, izin verildiği, teşvik edildikleri ve desteklendikleri anlamına gelir.”[4]
4. Yetişkinler konu merkezli değil problem merkezli öğrenmeye eğilimlidir. Yaratıcı drama dramatik kurguya sahip canlandırmalarla, gerçek hayat problemlerini ele alır ve çözümü bireyin yapılandırması için olanak sağlar. Bu da eğitimin içeriğinin eğitimci tarafından belirlenmiş sabit içerikten çıkarak katılımcının ilgisini çeken ve ihtiyaç duyduğu konuya kaymasına yardımcı olur. Böylece eğitim, hedef ve kazanımları konusunda daha nokta atış hale gelir.
5. Yaratıcı dramada öğrenme dışarıdan dayatılan bir şey değildir. Yaratıcı drama çalışmaları bütün katılımcıların sürece aktif katılımını var sayar ve bütün katılımcıların aktif olması sürece içkindir. Katılımcı birey oyun ve canlandırmalar sonunda bilgiyi kendi zihninde yapılandırır. Dolayısıyla öğrenmede birey içsel sorumluluk alır ve daha kalıcı öğrenme sağlanır.
“Pek çok uzmanlık bu şekilde gelişir. Yapmayı öğrendiklerimizin çoğu,kelimeler olmaksızın kazanılmıştır. Zaman içinde deneyerek ve hata yaparak bir şeyi yapabilme yeteneğini oluştururuz. Eğitimdeki sorunun ortaya çıktığı yer de burasıdır: Kurumlar genellikle, bir şeyin nasıl yapılacağını bilen kişiden (Bu,uzmanın resmi olmayan bir tanımıdır), o şeyin nasıl yapıldığını acemilere öğretmesini isterler.[5]
Yaratıcı drama, bir tarafın diğer tarafa öğrettiği, bilgi aktardığı değil,tüm katılımcıların birbirinden öğrendiği bir süreçtir. Üstelik çoğu zaman bilinenlerin aktarılması anlatmak yoluyla değil, beraber deneyimle yoluyla gerçekleşir.
Yetişkinler için dışarıdan motive edici etkenler zamanla daha az etkili olmaya başlıyor. Dolayısıyla gerçek performans gösterebilmeleri için kendi kendilerini motive etmeleri gerekiyor. Kendini motive etmenin kaynakları ise kişilerin kendi zihinlerinin içinde, en iyi yöneticinin bile neredeyse hiçbir zaman ulaşamayacağı bir yerdedir. Kişinin şu anda açığa vurduğundan daha fazla yeteneğe sahip olduğuna inanması gerekir.[6]
6. Yetişkinler eğitimin amacını net olarak bilmek ister. Yaratıcı drama atölyelerinde ısınma aşamasında katılımcılar birbirini tanır ve grup dinamiği gelişir. Eğitime istekli gelsin ya da gelmesin, bütün katılımcıların şimdi ve burada olması için ısınma aşaması çok önemli bir katkı sunar. Özellikle ısınma aşamasında yapılan etkinlikler ve oynanan oyunlar, katılımcıyı zihinsel olarak kazanıma hazırlar. Ayrıca atölye boyunca  yapılan değerlendirmeler hem öğrenmeyi daha kalıcı hale getirir hemde yetişkinin sürece dahil olmasını sağlayarak eğitimden kopmasını önler.[7]
7. Yetişkinler mutlu olmadıkları yerde yeterince öğrenemez.  “Performans, öğrenme ve zevk alma ayrılmaz biçimde birbirinin içinde geçmiştir.”[8] Yani öğrenmenin olmadığı ya da zevk alınmayan bir yerde performansı sürdürmek mümkün değilken, zevk almama nedeniniz potansiyelinizi eksiksiz ifade edememekten de kaynaklanıyor olabilir. Yaratıcı drama sürecinde zevk alma sürecin doğal bir parçasıdır. Yani etkinlikler, oyunlar ve canlandırmalar keyifli bir öğrenme ortamı sunar ve buda öğrenmeyi ve performansı olumlu anlamda etkiler.
8. Yaratıcı drama üç bilişsel faktörü bir araya getirir. Bilişsel psikoloji alanında yapılan çalışmalar“öğrenmenin miktarını ve kalitesini etkileyen üç önemli faktör ortaya koymaktadır: Yetenek, önceden edinilmiş bilgiler ve motivasyon.” [9] Burada öğrenme konusundaki motivasyon ise üç faktörden doğru orantılı olarak etkileniyor. Bunlar; a.Öğrenmeye verilen değer b.Öğrenme ortamına ve öğrenebileceğine dair güven ve c.Öğrenenin ruh hali, ki bu kişisel hisler kadar öğrenme ve çalışma ortamının atmosferinden de etkilenir.[10]
Yaratıcı drama bu üç bilişsel faktörü bir araya getirir. Öğrenme yeteneğini desteklerken, kişinin yaşantılarını, haliyle önceden edinilmiş bilgilerini eğitim sürecine getirmesini kolaylaştırır. Motivasyon açısından ise, kişi öğrenmeye verdiği değeri ve öğrenebileceğine dair güveni doğrudan eğitim atmosferinden üretir. Çünkü yaratıcı drama atölyesinin katılımcıları daha eğitim esnasında,öğrendiklerini fark eder ve çoğunlukla bunu ifade eder.

Sonuç

Özellikle ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde kurumların üst yönetimleri eğitimlere ayrılan bütçelere ve eğitimlerin etkisine daha fazla dikkat ediyor. Dolayısıyla eğitim ve gelişim profesyonellerinin bütüncül, efektif, verimli ve çıktıları gözlenebilir alternatifler üzerine daha fazla çalışmasında fayda olduğunu düşünüyorum.  
Yaratıcı dramaya son olarak bir de bu çerçeveden baktığımızda şunları söyleyebiliriz:
  1. Bir yaratıcı drama atölyesi, o atölye hangi başlıkta olursa olsun, takım çalışması becerisine çok büyük katkı sağlar. Çünkü yaratıcı dramada yapılan çalışmaların tamamı takım çalışmasının doğrudan ve üstelik eleştirilme korkusunun olmadığı, daha rahat bir ortamda uygulanmasıdır.
  2. Rol çalışmaları ve canlandırmalar, duygusal ve sosyal zekanın gelişimine kendiliğinden katkıda bulunur.  Çünkü kişi canlandırma yaparken empati kurar,canlandırmalar üzerine konuşurken, karşıdakini anlamaya çalışır, sahnede rol yaparken duygularını ifade etme becerisi gelişir.
  3. Bir yaratıcı drama atölyesinin sonunda iletişim becerilerinin gelişmesi sürecin doğal bir çıktısıdır. Çünkü atölye boyunca katılımcıların tamamı aktiftir ve bu yüzden yapılan atölye, hem sesini hem beden dilini doğru ve etkili kullanma, diğer katılımcıların beden dilini gözlemleme, kendini ifade etme konularında katılımcıların gelişimine katkıda bulunur.
Özetle drama yaşamın provasıdır ve bu provada yetişkinler edindikleri yaşantı deneyimiyle öğrenir. Üstelik katılımcılar öğrenmekle kalmaz,aynı zamanda süreç içinde hem eğlenir hem de iş performansları yükselir.
Kaynakça
[1] TEGEP’in 2018 yılı araştırmasına linkten ulaşabilirsiniz. Araştırma raporu, aynı zamanda ATD araştırması ile kıyaslamalar içeriyor.
[2] Tusting ve Barton, 2011, 44-45
[3] Whitmore, 2017, 260
[4] Whitmore, 2017, 81
[5] Stolovitch&Keeps, 2017, 37
[6] Whitmore, 2017, 76 – 77
[7] Karadağ, 2012, 39-71
[8] Withmore, 2017, 261
[9] Stolovitch&Keeps,2017, 41
[10] Stolovitch&Keeps, 2017, 41 – 43

Farklı şirketlerde insan kaynakları yöneticiliği, insan kaynakları danışmanlığı ve eğitmenlik yaptı. İnsan kaynakları yönetimini profesyonel faaliyet olmanın ötesinde görüyor. Şirketlerin ve insanların sahip oldukları kaynakların farkında olmasını çok önemsiyor. Ankara Üniversitesi’nde Eğitim Sosyolojisi bölümünde şirket içi eğitimlere yetişkin eğitimi ve eğitim sosyolojisi perspektifi ile bakan bir tez yazdı. Eğitimlerinde yaratıcı dramayı ve drama tekniklerini kullanıyor. Hem TEGEP’in hem de Çağdaş Drama Derneği’nin aktif üyesi. Bir süredir kendi yarattığı markası olan Yaratıcı Yaşam Atölyesi markası ile eğitimler tasarlayıp kurumlara özel eğitim çözümleri sunuyor. Özetle, kendisini en çok yaratıcılık ve öğrenen insan olmakla tanımlıyor. İnsanların yaşamlarına daha yaratıcı bakmalarına hizmet etmeye kendini adamış bir eğitimci. Bir amacı var ve yaşam amacının, insanın hayatına anlam kattığına inanıyor.

Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan ulaşabilirsiniz.