Ülker Yıldırımcan
Ülker Yıldırımcan

Tamamen Duygusal

Bir fırın ekmek yesek, ancak...

Meslektaşımız Metin, araştırma yapmayı çok seviyor. İşiyle ilgili bulabildiği her şeyi okur. İş hayatına girdikten sonra çok uğraşarak geliştirdiği yabancı dili sayesinde, yabancı kaynaklara da ulaşmaya çalışır. Karşısına sık sık ödül haberleri çıkıyor yerli ve yabancı kaynaklarda; öyle eğitim programları var ki, ustalıkla hazırlanmış, bir güzel uygulanmış, büyük büyük sırları çözmüşler ve çok ses getirmişler! Metin özenerek okuyor bu haberleri, sonra da ‘Neler neler yapıyorlar, bir de bizim yaptıklarımıza bak!Acaba bir fırın ekmek yesek...?’ diyor içinden üzgün üzgün. İşte, bu sabah da mesai başlamadan önce internette gezinirken, rakip şirketlerden birinin eğitim yöneticisi Melek’in fotoğrafını gördü; fotoğraf İngiltere’de bir ödül töreninde çekilmiş, Melek nasıl da mutlu duruyor! ‘Eh, yeter artık; onlar aldıysa, biz de alırız,’ diyor Metin; sabah ilk iş yeni direktörle konuşacak bu ödül işini.
Direktörün karşısında işte, ayaklarına doğru bakıp iç geçiriyor. Direktör ödül başvurusu işiyle pek eğlendi. ‘Sen bilirsin, çok istiyorsan başvur. Ama bunlar, tamamen duygusal işler dostum,’ diyor, çok eski bir reklama gönderme yaparak, ‘ben ödülleri bilirim; parayı ödersin, ödülü alır, fotoğraf çektirir, dönersin. Bu işlerle uğraşacağımıza, şirkete kazandıran eğitimler yapmaya yoğunlaşalım biz. Hani geçen akşam sana göndermiştim, neden biz de o eğitimlerden yapmıyoruz?’ Metin aslında öyle olmadığını söyleyecek de, Melek’in ödüllü programını hatırlayınca‘en iyisi susmak, bir fırın ekmek yesek ancak yanına yaklaşabiliriz zaten, ne düşünmüştüm ki buraya gelirken’ diyor içinden.

Tamamen Duygusal??

Metin’in direktörünü tanımıyorum; bahsettiği ‘tamamen duygusal’ ödülleri de bilmiyorum doğrusu, belki gerçekten vardır bir kaç tane. Ama kurumsal öğrenmeyle ilgili, yerli ve yabancı çok sayıda saygın ödülün varlığını biliyoruz, değil mi? Bizim ilgi alanımız işte onlar. Örneğin, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Kurumsal Akademi Zirvesi’nde dağıtılan TEGEP’in 2019 Öğrenme ve Gelişim Ödülleri.
TEGEP Öğrenme ve Gelişim Ödülleri, TEGEP’in kuruluş değerleri olan Bilimsellik, Şeffaflık, Bağımsızlık, Tarafsızlık ve Değer Katmak prensipleri çerçevesinde beşinci kez sahiplerini buldu. İlk dört yıl jüri üyesi, bu yıl da ödül komitesi üyesi olarak yakından gözlemleme şansını bulduğum TEGEP ödül süreci; deneyimli ve tarafsız bir jürinin objektif kriterler kullanarak rakamsal değerlendirmeler yaptığı, etik ve şeffaf yürütülmesine son derece önem verdiğimiz, zorlayıcı ve saygınlığı olan bir ödül olması için sürekli çaba gösterdiğimiz ve gurur duyduğumuz bir süreç oldu ilk günden bu yana. TEGEP ödülleri de duygusallık içeriyor bolca; ama burada söz konusu olan, kelimenin gerçek anlamıyla duygusallık. Hazırlık ve yarışma heyecanı var bir kere, sunum aşaması var, bekleyiş var. Ödüle değer görülen başvuru sahipleri çok mutlu oluyorlar; ödül alamayan başvuru sahipleri de başvurularıyla ilgili net ve yol gösterici geri bildirimler alarak heyecanlarını kaybetmeksizin kendilerine yeni bir yol çizebiliyorlar.

Ödül Çok mu Lazım?

Ödüller çok lazımdır, bence. Metin’i düşünelim; Metin mesleğini seven, çok da çalışkan bir dostumuz. İzleyen blog yazılarında değinmeyi sürdüreceğimiz gelişim alanları var, ama öncelikli olanlardan biri işini değerli görebilmesi ve değerli kılabilmesine ilişkin sanki. Ödüller bu konuda ona nasıl yardımcı olabilir?
TEGEP Ödülleri gibi, genel kabul görmüş uluslararası standartlar çerçevesinde hazırlık gerektiren ödül süreçlerinde, ekiplerin işlerine dışarıdan bir gözle bakıp, onu en iyi anlatacak şekilde sunabilmesi beklenir. Ödül başvuru formları genellikle yönlendirici sorular ve belli bir format içerir. Yapılan işlerin bu yönlendirme başlıkları altında sistematik bir şekilde anlatılarak konuyu en az bilenlerin gözünde bile canlı hale getirilmesi, üç açıdan önem taşır ve yapılan işin değerinin artmasına yardımcı olur:
  • Başvuruyu hazırlayan ekiplerin kendi işlerine ilişkin sistematik bir bakış geliştirmeleri,
  • Başvuru sahiplerinin işlerini görselleştirerek kurum içi paydaşlarına da kendilerini daha iyi anlatır hale gelebilmeleri,
  • Ödül sürecinin bir parçası olarak, ödül sıralarında önlere geçebilmek, takdir görmek.
Bazen elimizdeki işe baktığımızda onun her zamanki rutinimiz olduğunu düşünür; dışarıda yapılanlara, Metin’in örneğinde Melek’in işlerine, asla yetişemeyecek oluşumuza hayıflanırız. Böyle anlarda durup şöyle düşünmeyi öneririm ben: İnsan işine ilk kez görüyormuş gibi baksa ve rutin yönlerini değil de, öğrenme ve gelişim mesleğinin temel ilkelerine, bilimine ne kadar uyduğunu, kurumunun hangi ihtiyaçlarını karşıladığını, şirketine hangi katkıları sağladığını, en iyi uygulamalarla karşılaştırıldığında nerede olduğunu görmeye çalışsa kendisini daha iyi hissetmez mi? Hele de en iyi uygulamalar arasında iyi bir yerde olduğunu deneyimli, tarafsız, işinin uzmanı bir jüriden duysa, pek çok meslektaşının önünde takdir görse, hadi biraz abartayım,havalara uçmaz mı?

Nasıl Yapacağız Peki?

Metin direktörün yanından masasına dönmüştü. Gönülsüz bir onay almış olsa da, içi içine sığmıyordu. Arkadaşlarını topladı; aklındaki ödülü söyledi onlara. Başvuru dosyası hazırlayacaklarını anlattı. Herkesin içinde bir umut, ama daha çok da akıllarında ve gözlerinde soru işaretleri,  yerlerine döndüler. Nasıl yapacaklardı? İzleyen yazılarda biraz buna değineceğim.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Okulu bitirdikten sonra başladığı İş Bankası’nın şube ve genel müdürlük birimlerinde yaklaşık 30 yıl boyunca görev yaptı ve Yetenek Yönetimi Müdürü olarak emekli oldu. Çalışma hayatının ağırlıklı kısmını öğrenme ve gelişim alanında geçirdi. Emekliliğinin ardından çocuk ve gençlik kitapları çevirmeye başladı. TEGEP'in kurucu üyelerinden biri olan Yıldırımcan, derneğimizin faaliyetlerine değerli katkılarını sağlamaya devam etmektedir.

Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan ulaşabilirsiniz.