Aykut Çınar
Aykut Çınar

Öğrenme & Gelişim Profesyonelleri İçin İzleme Listesi

Bir Eğitim ve Gelişim (L&D) profesyoneli olarak işimiz, aslında teknik bir süreçten çok daha fazlası. Bizler, "bilgi aktaran" kişiler değiliz; bizler potansiyeli keşfeden, belirsizliği sadeleştiren ve yetişkinlerin zihinlerinde yeni pencereler açan kolaylaştırıcılarız.
Çoğu zaman kurumsal dünyanın hızı içinde, tasarladığımız eğitimlerin, mentorluk süreçlerinin veya koçluk seanslarının "insan" tarafını ıskalayabiliyoruz. Oysa bizim işimizin hammaddesi insan hikayeleridir. Sinema ise bu hikayelerin laboratuvarıdır.
Bazen bir film karesi, saatlerce anlattığımız bir liderlik teorisinden veya geri bildirim modelinden çok daha net bir anlamlandırma sağlar. Kendi notlarımdan ve arşivimden yola çıkarak, meslektaşım olan eğitmenler, danışmanlar ve İK profesyonelleri için "insan gelişimine" odaklanan, ilham verici bir izleme listesi hazırladım.
Bu filmleri sadece "izlenecekler listesi" olarak değil, her biri birer vaka analizi olarak görmeni öneririm. Patlamış mısırını değil, not defterini al; başlıyoruz.
1. Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) – 1989
Odak Konusu: Statüko ile Mücadele ve Kolaylaştırıcılık (Facilitation)
Eğitim dünyasının belki de en kült eseriyle başlamak zorundayız. Peter Weir’in yönettiği bu başyapıt, disiplinli ve geleneksel bir okul olan Welton Akademisi'nde geçiyor. Ancak bizim için buradaki asıl vaka, Robin Williams’ın canlandırdığı John Keating karakteridir.
Keating, müfredatın dışına çıkan, geleneksel öğretim metotlarına meydan okuyan bir "bozucu"dur. Bir L&D profesyoneli olarak Keating’i izlediğimizde şunu görürüz: Gerçek öğrenme, kürsüden bilgi okumakla değil, katılımcıyı "Carpe Diem" (Günü Yakala) felsefesiyle sarsarak, onları konfor alanından çıkararak gerçekleşir.
Keating, öğrencilerin sadece akademik başarısını değil, düşünce becerilerini ve özgüvenlerini geliştirmeyi hedefler. Kurumsal eğitimlerde de amacımız bu değil mi? Sadece "işi öğretmek" değil, o işi yapacak kişinin vizyonunu genişletmek. Keating’in yöntemleri okul yönetimi tarafından eleştirilse de, onun öğrencileriyle kurduğu bağ, "ilişki olmadan etki olmaz" prensibinin en net kanıtıdır. Bu film, eğitimin kişisel gelişime ve hayatın anlamını keşfetmeye olan gücünü hatırlatır.
2. 3 Idiots (3 Aptal) – 2009
Odak Konusu: Yetişkin Öğrenmesi ve "Neden" Sorusunun Gücü
Hint sinemasının bu başyapıtı, aslında modern kurumsal eğitim sistemine yapılmış en sert ve en eğlenceli eleştiridir. Mühendislik fakültesindeki üç arkadaşın hikayesini izlerken, Rancho karakterine (Aamir Khan) dikkat kesilmenizi istiyorum.
Rancho, L&D dünyasında yıllardır savunduğumuz "Merak odaklı öğrenme"nin vücut bulmuş halidir. O, sadece diploma veya yüksek maaş peşinde koşmaz; onun için asıl mesele öğrenmek ve anlamaktır. Standartlaştırılmış, ezbere dayalı ve yaratıcılığı öldüren sisteme karşı çıkar.
Kurumsal hayatta sıkça karşılaştığımız "Mış gibi yapma" kültürüne, yani sadece sertifika almak için eğitimlere katılan profillere karşı Rancho'nun duruşu bize şunu öğretir: Öğrenme, özgürlük ve merakla harmanlandığında kalıcı olur. Film, sınav baskısı ve başarı stresi altındaki karakterleri gösterirken, bir eğitmen olarak şu soruyu sormamızı sağlar: Tasarladığımız eğitimler katılımcılarda stres mi yaratıyor, yoksa onlarda bir merak ateşi mi yakıyor?
3. Good Will Hunting (Can Dostum) – 1997
Odak Konusu: Dirençli Danışanla Çalışmak ve Mentorluk
Matt Damon ve Robin Williams’ın devleştiği bu film, bir koçluk/mentorluk sürecinin anatomisidir. Will Hunting, MIT'de temizlikçi olarak çalışan, ancak profesörlerin çözemediği problemleri çözen dahi bir gençtir. Ancak Will’in en büyük engeli zekası değil, travmaları ve savunma mekanizmalarıdır.
Bir danışman olarak, potansiyeli çok yüksek ama değişime dirençli "zor" profillerle çalışmışsınızdır. İşte Sean Maguire (Robin Williams), bu direnci kırmanın yolunun teknik bilgiden değil, "duygusal zeka" ve samimiyetten geçtiğini gösterir.
Profesör Lambeau, Will’i sadece bir "kaynak" veya "yetenek" olarak görüp onu zorlarken; Sean, Will ile gerçek bir bağ kurar, onunla "aynı seviyeye" iner. Bu film, bize danışmanlığın sadece akıl vermek olmadığını; karşımızdakinin iç dünyasını anlamadan, onun potansiyelini açığa çıkaramayacağımızı hatırlatır. Sean’ın sabrı, L&D profesyonelleri için bir ders niteliğindedir.
4. Whiplash – 2014
Odak Konusu: Toksik Liderlik ve Performans Yönetimi
Bu listeye "ne yapmalıyız"dan ziyade "ne yapmamalıyız"ı göstermesi açısından Whiplash'i ekliyorum. Andrew, prestijli bir müzik okulunda davulcu olmak isterken, hocası Fletcher’ın (J.K. Simmons) acımasız yöntemleriyle karşılaşır.
Fletcher, mükemmelliğe ulaşmak için her yolun mübah olduğunu düşünen, öğrencilerini fiziksel ve duygusal sınırlarına kadar zorlayan bir liderdir. L&D dünyasında sıkça tartıştığımız "Baskı altında performans" konusunun en uç örneğidir bu.
Film şu soruyu sorar: "Aferin" demek dünyanın en tehlikeli şeyi midir? Yoksa Fletcher gibi sadistçe yöntemler mi yeteneği ortaya çıkarır?. Andrew’un yaşadığı süreç, mükemmelliyetçiliğin ve hırsın insanı nasıl tüketebileceğini gösterir. Bir gelişim profesyoneli olarak bu filmi izlerken, yüksek performans kültürü yaratmak ile psikolojik güvenliği yok etmek arasındaki o ince çizgiyi çok net göreceksiniz.
5. Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar) – 2007
Odak Konusu: Kapsayıcılık ve Farklı Öğrenme Stilleri
Eğer "Kişiselleştirilmiş Öğrenme" (Personalized Learning) kavramını tek bir filmle anlatmam gerekseydi, bu kesinlikle Taare Zameen Par olurdu. Disleksi sorunu yaşayan ve "tembel" ya da "yaramaz" olarak etiketlenen Ishaan’ın hikayesi, aslında kurumlarımızda "başarısız" olarak etiketlenen çalışanların hikayesidir.
Resim öğretmeni Nikumbh (Aamir Khan), Ishaan’ın "sorunlu" değil, sadece "farklı" olduğunu keşfeder. Herkesin aynı yöntemle öğrenmesini bekleyen sisteme inat, Nikumbh çocuğun yeteneğine uygun bir yol izler.
Bu film bize şunu haykırır: Bir katılımcı anlamıyorsa, sorun onda olmayabilir; belki de bizim anlatım yöntemimiz ona uygun değildir. Film, çocukların farklı öğrenme stillerine sahip olabileceğini ve farklı yaklaşımlar gerektiğini vurgular. Bizim görevimiz, herkesi aynı kalıba sokmak değil, herkesin içindeki o cevheri, ona uygun yöntemle çıkarmaktır.
6. Coach Carter (Koç Carter) – 2005
Odak Konusu: Standartlar, Disiplin ve Dönüştürücü Liderlik
Samuel L. Jackson’ın canlandırdığı Ken Carter, bir basketbol koçunun ötesinde, tam bir "Kültür Dönüştürücüsü"dür. Takımın akademik başarısını, sportif başarının önüne koyarak, oyuncularına sadece maçı kazanmayı değil, hayatı kazanmayı öğretir.
Carter’ın yöntemleri, kısa vadeli hedefler (maç kazanmak) ile uzun vadeli vizyon (karakterli bireyler yetiştirmek) arasındaki dengeyi kurar. Oyuncularına "öğrenci sporcu" olduklarını hatırlatarak, onlarla bir "kontrat" imzalar. Bu, koçluk süreçlerinde danışanlarımızla yaptığımız "niyet anlaşmaları"na benzer.
Koç Carter, onları sadece sporcu olarak değil, geleceğin liderleri olarak görür. Beklentiyi yüksek tutmak (Pygmalion Etkisi), insanların performansını artırır. Bu film, disiplin ve özverinin, yetenekten daha önemli olabileceğini kanıtlayan bir vaka çalışmasıdır.
7. The Great Debaters (Muhteşem Münazaracılar) – 2007
Odak Konusu: Eleştirel Düşünme ve Özgüven İnşası
Denzel Washington’ın yönettiği ve başrolünü oynadığı bu film, 1930’ların ırk ayrımcılığı gölgesindeki Amerika’sında geçer. Melvin B. Tolson, öğrencilerine sadece münazara tekniklerini öğretmez; onlara "seslerini bulmayı" öğretir.
Kurumsal eğitimlerde sıkça üzerinde durduğumuz "İkna Mühendisliği" ve "Topluluk Önünde Konuşma" becerilerinin en üst düzey örneğidir. Ancak teknikten öte, Tolson öğrencilerine korkularını, şüphelerini ve toplumsal önyargıları aşmayı öğretir.
Wiley Koleji öğrencilerinin Harvard gibi devlere kafa tutması, doğru mentorluk ve inançla "imkansız" denilen hedeflerin nasıl aşılabileceğini gösterir. Bir eğitmen olarak, katılımcılarınızın "neden" sorusunu sormalarını, analitik düşünmelerini ve fikirlerini cesaretle savunmalarını istiyorsanız, bu filmdeki metotları incelemelisiniz.
8. Captain Fantastic (Kaptan Fantastik) – 2016
Odak Konusu: Değerler, Yetkinlik ve Sosyal Uyum
Eğitim nedir? Bir insanı hayata hazırlamak mı, yoksa sisteme hazırlamak mı? Matt Ross’un yönettiği bu film, ormanda, modern toplumdan izole yaşayan ve çocuklarını birer filozof-atlet gibi yetiştiren Ben Cash’in (Viggo Mortensen) hikayesidir.
Ben, çocuklarına kuantum fiziğinden tarıma kadar her şeyi öğretir; onlar entelektüel olarak yaşıtlarından çok ileridedir. Ancak annelerinin ölümüyle "gerçek dünya"ya (şehre) indiklerinde, sosyal becerilerinin ne kadar eksik olduğu ortaya çıkar.
Bu film, L&D profesyonelleri için "Teknik Yetkinlik vs. Sosyal Yetkinlik" (Hard Skills vs. Soft Skills) tartışmasının en uç örneğidir. Ben Cash, çocuklarına kendi ideolojisini dayattığını fark ettiğinde büyük bir iç çatışma yaşar. Tasarladığımız gelişim programlarının, katılımcıları sadece "bilgili" mi kıldığı, yoksa "uyumlu ve esnek" bireyler mi yaptığı sorusunu sordurur.
9. Detachment (Kopukluk) – 2011
Odak Konusu: Tükenmişlik ve Mesleki Mesafe
Eğitim dünyasının belki de en karanlık ama en gerçekçi tablosu. Adrien Brody’nin canlandırdığı Henry Barthes, geçici öğretmenlik yapan, öğrencilerine bağlanmaktan kaçınan bir karakterdir. "Detachment" (Kopukluk), aslında bir savunma mekanizmasıdır.
Eğitim sisteminin çürümüşlüğü, öğretmenlerin çaresizliği ve öğrencilerin kaybolmuşluğu içinde Henry, hem kendine hem de etrafındakilere yardım etmeye çalışır. Biz profesyoneller için bu film, "Tükenmişlik Sendromu" (Burnout) üzerine ciddi bir uyarıdır.
Empati kurmak işimizin bir parçası; ancak bu empati bizi ne zaman tüketmeye başlar? Film, öğretmenlerin kendi kişisel sıkıntıları ve hayal kırıklıklarıyla nasıl başa çıktığını, insan doğasını derinlemesine keşfederek gösterir. Mesleki sınırlarımızı korumanın önemini anlamak için sarsıcı bir deneyimdir.
Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. Reklam içerikli yazılara yer verilmez. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan, TEGEP Yazarlar Platformu Sözleşmesine buradan ulaşabilirsiniz.