Ayşegül Güngör
Ayşegül Güngör

Nasıl Bir Şirkette Çalışmak İstersiniz?

Öğrenmenin önündeki en büyük düşman bildiğini düşünmektir.
John Maxwell
1989 yılında başladığım ve hâlâ hızlı bir şekilde devam eden iş hayatımda birçok farklı yönetim teorilerini görme, olumlu ve olumsuz sonuçlarını bizzat yaşama fırsatım oldu. İşe ilk başladığımda ülkemizde ve dünyada hiyerarşik bir yönetim tarzı uygulanıyordu. Kurallar ve bizden beklenenler belliydi. Yöneticinizin dediğini doğru kabul eder ve sorgulamazdınız. Benim gibi konuşan ve inandığını söyleyenler için zor günlerdi.
Globalleşme ve büyük şirketlerin dünyanın her tarafında iş yapmasıyla birlikte hiyerarşik yapılar yerini matris yönetim tarzına bıraktı. Özellikle yabancı şirketlerde çalışanlar kendilerini bir anda çok başlı buldular. İşin her bir bölümü için bir başka kişiye rapor veriyordunuz. İletişim ve herkesle iyi iletişim kurma ve kendini sevdirme daha önemli hale geldi. Hâlâ bu yönetim sistemi devam ediyor. Alınan kararlar hayata geçmek için onay mekanizmalarında sıra bekleniyor. Oysa dünya hızla dönüyor. Onay bazen tam zamanında bazen de iş işten geçtikten sonra gelebiliyor. Bu hız içinde bazen ne yapacağımızı ve nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Çoğunlukla da korkuyoruz ve hareket etmemeyi tercih ediyoruz.
  • Bir iş yerinden ne bekliyoruz? 
  • Başarılı ve başarısız olduğumuzda kendimizi nasıl hissediyoruz?
  • Başarısız olduğumuzu düşünüyorsak, bu başarısızlığın ne kadarı kendimizden ne kadarı iş yerinden kaynaklanıyor?
Bu soruların yanıtını Amy Edmondson’un yazdığı “The Fearless Organization” (Korkusuz Şirket) kitabında buldum.  Edmondson kitabında şirketlerin birinci önceliğinin çalışanlarına psikolojik açıdan güvenli bir ortam yaratmak olduğunu söylüyor. 
Düşündüklerinizi rahatça söyleyemediğiniz ve her an başınıza bir şey geleceğini düşündüğünüz bir ortamda nasıl başarılı olabilirsiniz? Edmondson kitabında psikolojik güvenliğin rahatlık anlamına gelmediğini de vurguluyor. Farklı bakış açılarından öğrenmek için herkesin eşit konuşma şansı olması gerektiğini ve söylemlerinden ötürü yargılanmaması gerektiğini söylüyor. 
Kitap tamamıyla Edmondson’un yaptığı araştırmalara dayanıyor. Kitabı okuduğunuzda yakın dönem küresel şirket tarihinde bir yolculuk yapıyorsunuz. 
Edmondson şirketlerin psikolojik güvenlik düzeyini dört bölüme ayırıyor. 
  • Birinci düzey şirketler psikolojik güven seviyesi ve iş yapış standartları düşük şirketler. Bu tarz bir şirkette çalıştığınızda ayaklarınız geri geri diyor ve orda çalışmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorsunuz. Hem iş tatmininiz yok hem de her an tetiktesiniz. Burada herkes birbirinin hayatını berbat hale getirmek için çalışıyor. Tabii ki dedikodu mekanizması da son derece etkin. Bu tür şirketlerde her şey kapalı kapılar ardında konuşuluyor. 
  • Şimdi tekrar aynı soruyu sormak isterim. Siz hangi düzeyde şirkette çalışmak istersiniz? Size tam bir destek verildiğinde yüksek standartları olan bir şirkette mi çalışmak istersiniz? Yoksa mutlu mesut bir iş ortamı olsun yaptığım iş belli olsun. İşimi yapayım paramı kazanayım diye mi düşünüyorsunuz? İşte bu yaptığınız seçim gelecekte nasıl bir iş ortamında çalışacağınızın belirleyicisi olacak.

    Sessizlik Salgını

    Şu an iş dünyasındaki en büyük sorunun sessizlik salgını olduğunu düşünüyorum. Bu sessizlik aynı grip virüsü gibi yayılıyor ve önce bizim sonra da şirketlerin bağışıklık sistemini düşürüyor. İşim gereği birçok kurumla çalışma fırsatı buluyorum. Her kurumda fikirleri olan ama söylemekten kaçınan yöneticilerine kızdığı için veya fikirlerinin dikkate alınmayacağından korktuğu için söylememeyi tercih eden bir sürü değerli çalışanla karşılaşıyorum. Bu çalışanlar kendi konfor alanlarına çekilerek kendilerini koruduklarını düşünürken aslında kendilerine zarar veriyorlar.
    Kendimizin ve kurumumuzun başarısı için bu sessizlik salgınından kurtulmamız lazım. Şirketlerde sorunlar, endişeler ve yeni fikirler konuşulmadığı zaman tüm paydaşlar risk altındadır. 21 yüzyılda yerimizi almak istiyorsak bir an önce yaptığımız hataları konuşmaya, onlardan öğrenme yöntemleri geliştirmeye ve kurumumuzu dördüncü düzeye taşımamız lazım. Aksi taktirde hepimiz için çok geç olabilir.
    Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan ulaşabilirsiniz.