Didem Tınarlıoğlu
Didem Tınarlıoğlu

Kendi Dağını İçinde Taşımak

"Bir kadının yaslanacağı en büyük dağ, yine kendi omurgasıdır." diye yazıyordu kocaman bir duvarda. Belli ki güçlü ama biraz da hayal kırıklığı yaşamış biriydi yazan. Bu sözü duyduğunda insanın zihninde hemen sert, bükülmez bir görüntü canlanıyor. Ama aslında bahsettiği şey o kadar da sert bir güç değil; daha çok, insanın kendi kendine yetebilme huzuru. Hayat bu, bazen öyle bir an geliyor ki, etrafındaki bütün o "dağ gibi" dediğin destekler birer birer siliniyor. İnsan o boşlukta önce bir panikliyor, tutunacak bir dal arıyor. Sonra bakıyorsun ki, seni aslında o dışarıdaki destekler değil, kendi içindeki o görünmez direk dik tutuyor. Kendi omurgana yaslanmak demek, aslında "Ben buradayım, ne olursa olsun kendimi bırakmam" diyebilmek. Bu, kimseye ihtiyacın yok demek de değil. Sadece, biri elini bıraktığında uçuruma yuvarlanmayacağını bilmenin verdiği o müthiş özgürlük hissi. Kendi kararlarının ağırlığını taşıyabilen, yanlış yaptığında bile "olsun, bu benim hatam" diyerek omuzlarını dikleştiren bir kadın, dünyadaki en güvenli yere yerleşmiş demektir. O omurga, sadece bir kemik dizisi değil; verdiğin sözler, vazgeçmediğin değerler ve o hiç bitmeyen "yine yaparım" inadın. Kendi dağına yaslandığında, rüzgar ne kadar sert eserse essin, sadece saçların dağılır; ruhun değil. En nihayetinde, insanın kendine sığınabilmesinden daha büyük bir hazine yok. Sevgiyle. Didem Tınarlıoğlu
Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. Reklam içerikli yazılara yer verilmez. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan, TEGEP Yazarlar Platformu Sözleşmesine buradan ulaşabilirsiniz.