Eğitim Ve İnovasyon

TEGEP (Türkiye Eğitim ve Gelişim Platformu Derneği) tarafından düzenlenen 9. Eğitim ve Gelişim Zirvesi 22-23 Ekim 2019 tarihinde “Akış” teması ile gerçekleşti. Birçok konuşmacının yer aldığı zirve, öğrenme, ilham alma ve özellikle meslektaşlarla buluşma anlamında çok verimli geçti. Zirvedeki konuşmalardan birisi de inovasyon üzerine oldu. Koç Holding İnovasyon Programı Koordinatörü ve TÜSİAD Girişimcilik Ekosistemi Çalışma Grubu Başkanı Murat Peksavaş, Koç Holding İnovasyon Programı deneyimlerini paylaştı. Bu oturumda aktarılanları bir yazı konusu yaparak özetlemek ve bu sayede yeniden düşünmek faydalı olacak.

Yenileşim (İnovasyon) Süreci

Yenileşim, inovasyon yerine kullanılan ya da en azından önerilen kelime. Güzel bir karşılık olmuş. Dolayısıyla desteklemek için bu noktadan itibaren bu terimi kullanmayı tercih ediyoruz. Yenileşim için OECD’nin yaptığı tanım şöyle: İşletme içi uygulamalarda, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir ürün (mal veya hizmet) veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleştirilmesi. Yani adı üstünde, yeni ve değerli bir şey olacak.
Yenileşim, tüm teknik unsurları bir yana, her şeyden önce bir anlayış. Bir bakış açısı ve düşünme şekli. İşe ve kuruma karşı geliştirilmiş bir yaklaşım. Düzeltici, geliştirici ve ilerlemeci bir kafa. Kavramın zemini bu şekilde oluşturulduğunda “yenileşim kimin işi?” sorusunun yanıtı, en genel anlamda, “herkes” oluyor. Kuşkusuz kurumların ar-ge ya da mühendislik birimlerinin bu süreçte önemli bir fonksiyonu var. Ama burada özellikle dikkat çekilen nokta şurası: Her bir çalışan, kendi işiyle ve görev yaptığı kurumla ilgili yenilikçi bir ürün, hizmet ya da yöntem geliştirme sürecinin tetikleyicisi olabilir. Daha da ileri götürelim. Kurum dışından bir tedarikçinin ya da müşterinin bir önerisi de yenileşim başlatabilir. Binlerce çalışanı olan bir şirket düşünelim. Bu büyüklük, teorik olarak binlerce yenileşim fikrinin çıkma ihtimali olan potansiyele de karşılık geliyor. O yüzden, yenileşim bakışının kurumun tüm katmanlarına yerleşmesi ve bir kültüre dönüşmesi büyük fırsatlara kapı aralıyor.
Fikir kısmı önemli, ama fikirlerin sürdürülebilir ve sistematik bir şekilde hayata geçmesi için sağlam metodolojilerin kullanılması da çok önemli. Hatta daha da ileri götürüp şöyle de ifade edilebilir: Metodoloji olmadan yenileşim olmaz. Olsa bile sürdürülebilir olmaz. Ortaya çıkan yenilikler, tek seferlik ya da tesadüfi parıltılar olarak kalır. Yenileşim sürecinde kullanılabilecek birçok metodoloji var. Yalın girişim, tasarım düşüncesi vb. Yenileşimin doğasına uygun bir metodoloji belirleyip o çerçevede ilerlemek önemli. Buradaki ilke de şu: Doğru metodoloji işe yarayan ve sonuca ulaştıran metodolojidir.
Hem yenileşim anlayışının yerleşmesi hem de metodolojinin başarılı bir şekilde uygulanması için kritik bir süreç var ki, bizi yakından ilgilendiriyor. Eğitim ve gelişim. Program kapsamındaki hedef kitlede kim varsa; çalışanlar, yöneticiler, uygulayıcılar vb. hepsinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu gelişim sürecinde formal karakterde eğitimlerin olması metodolojinin herkese aynı standartta anlatılabilmesi açısından önemli. Ama bunu destekleyecek şekilde informal ve sosyal olarak da gelişim sürecinin desteklenmesi ayrıca kafa yorulması gereken bir konu.
Bu noktada, Koç Holding örneğinde çalışanlara verilen formal eğitimlere bir bakalım: İnovasyon ve girişimcilik 101, problem bulma ve çözme, yalın girişim, tasarımsal düşünce, müşteri mülakatı teknikleri, ürün-pazar uyumu, iş modeli, mvp, pivot etme, hatadan öğrenme (smart fail), sunuş teknikleri, finansalları hazırlama… Yöneticilere de eğitimler verilmiş: İnovasyon stratejisi, inovasyon yönetimi, inovasyon iletişimi, proje değerlendirme/eleme, startup’lar ile iş birliği… Buradaki eğitim başlıkları, eğitimcilerin, yenileşim kültürü inşa etmek konusunda odaklanması gereken alanlarla ilgili de fikir verici. Aynı zamanda eğitimin yenileşim sürecinde ne kadar önemli olduğunun da bir göstergesi. Yani yenileşim herkesin işi, ama yenileşim kültürünün oluşturulması özellikle eğitimcilerin işi.
Bu süreçte, yine bizim yakından bildiğimiz bir yöntem, mentorluk da son derece işlevsel bir noktada duruyor. Yenileşim projeleri başlatanlara, özellikle kurum dışından ve benzer deneyimler yaşamış kişiler mentor olarak atanıyor. Mentor, süreç içinde deneyimlerini aktarıyor ki son derece kıymetli bir öğrenme ve rehberlik.
Eğitim ve gelişim süreçleri ile beklenen, kurumun yenileşim yetkinliğinin güçlenmesi. Bu sayede, bir kültür oluşması ve yenilikçi ürün, hizmet ve iş modelinin ortaya çıkması... Koç Holding’te böyle olmuş. Programın başlatıldığı kurumlarda binlerce fikir bulunmuş, yüzlerce kurum içi girişimci yetiştirilmiş. Onlarca iç girişim projesi başlatılmış. Bazıları başarılı olmamış ama öğrenme deneyimi olarak önemli bir fayda sağlamış. Zira, neyin çalışmadığı ve neyin işe yaramadığı bilgisi, şirketi gelecekte daha büyük zararlardan kurtarabilecek nitelikte kıymetli bir bilgi. Sonuç olarak, sadece bu program kapsamında ortaya çıkan yeniliklerin cirosu bile ciddi bir seviyeye ulaşmış. İşte net sonuç.
Bunun yanı sıra programın başka önemli faydaları da var. Girişimci olma hayali ile kurumsal şirketlerden uzak duran birçok genç var. Bu genç girişimlerin başarı oranı ne yazık ki çok yüksek değil. Program, gençlere kurum içinde benzer bir girişimcilik deneyimi yaşamalarına izin veriyor. Güvenli bir ortamda, gerekli kaynaklarla, teknik altyapı, eğitim ve mentorluk desteği ile… Mevcut çalışanlar açısından farklı yöntemler ve yeni projeler iş hayatının monotonluğunu ortadan kaldırıyor. Başarma heyecanı, çalışanlara pozitif anlamda moral ve motivasyon sağlıyor. Kurum içinde kendisini küçük hisseden tüm çalışanlar, işe yarar bir fikir ile kurumlarına büyük katkılar sağlayabilme ihtimalinin heyecanını yaşıyor. Bunlar yenileşim sonrası ortaya çıkan maddi gelirden çok daha önemli kazanımlar.

Eğitimde Yenileşim

Biz eğitim çalışanlarıyız. Unvanımızın ve seviyemizin şimdilik bir önemi yok. İşimizi elimizden geldiğince iyi yapmaya çalışıyoruz. Ama her zaman daha iyi ürün, hizmet, yöntem ve iş yapma şekilleri bulabileceğimizi biliyoruz. Örneğin öğrenme verimliliğini artıracak yeni bir yöntem bulabilir miyiz? Öyle bir sistem geliştirelim ki gelişim ihtiyaçlarını kolaylıkla belirleyebilelim. Ya da öyle bir ölçme yöntemi bulalım ki, yaptığımız işin değerini herkese gösterelim. Bu ve bunun gibi birçok alanda yenilik yapma şansımız var. Bunu biz yapacağız. Kendi kendimize meydan okuyacağız. Bir yandan yenileşim kültürünü şirkette yaygınlaştırmaya çalışırken diğer yandan bu yaklaşımı önce kendimiz uygulayacağız…
Bir eğitim birimi çalışanı bu şekilde düşünmeli diye vurgu yapmak için bu paragraf yazıldı. Bu duruş ve heyecan her şeyin başı. Ama yetmez, bir yol haritası da gerekiyor. Murat Peksavaş, Zirvedeki sunumunun sonunda eğitimcilerin takip edebileceği bir yenileşim yol haritası da paylaştı. Yol haritasına buradan ulaşabilirsiniz.
Kurumsal Eğitimde İnovasyon Yolu
Gelin birlikte bu harita üzerinde kısa bir yenileşim yolculuğuna çıkalım.
Odak Müşterinin Belirlenmesi: Müşterimiz kim? Kime hizmet ediyoruz?
Eğitimciler olarak genelde şirket çalışanlarına hizmet veriyoruz. Ama yöneticiler, müşteriler, bayiler, tedarikçiler, yan sanayiler, çalışan aileleri, kamuoyu vb. hedef kitleler de müşterilerimiz de olabilir Hedef kitlenin başlangıçta seçimi, odaklanmak ve yenilik fırsatlarını önceliklendirmek için bir filtre işlevi görüyor. Hedef kitlemizi seçtik ve yolculuğa devam ediyoruz.
Sorunun Belirlenmesi: Seçilen hedef kitlenin sorunları ya da ihtiyaçları tam olarak ne?
Bu aşamada sorunun net olarak tarif edilmesi gerekiyor. Gelişim için yeterince istekli olmama, gelişim için vakit ayırma zorluğu, geliştirilecek personelin çokluğu, eğitimin performansa tam dönüşmemesi vb. sorunlar en çok karşılaştığımız sorunlar. Başka neler olabilir? Bu aşamada sorunu da netleştirdik. Tam da üzerinde bir yenileşim projesi başlatılacak bir sorun!
Sorunun Doğrulanması: Seçilen müşteri için tespit edilen sorun gerçek mi?
Ama doğrulama yapmadan ilerlemiyoruz. Bu doğrulama aşaması çoğu zaman atlanabilen bir aşama. Bizim için bir sorun gibi gözüken bir konu gerçekte o kadar da büyük bir sorun olmayabilir. Hele ki sahadan uzak çalışan eğitimciler, sorunları doğrulamada özellikle dikkatli olmalı. Sorun doğrulanmadıkça henüz sorun değildir ve sadece bir hipotezden ibarettir! Sorundan etkilenen müşterilerle açık bir şekilde, onları etkilemeden ve yönlendirmeden yapılacak görüşmeler çok yardımcı olabilir. Sorun gerçek değilse geri dönüp yeniden üzerinde düşünmekte fayda var. Ama biz sahadan aldığımız tepkilerden emin olduk ki sorun gerçek. Bir yenileşim fırsatı ortaya çıktığı için heyecanlıyız ve bir an önce çözüm aşamasına geçmek istiyoruz.
Çözümün Geliştirilmesi: Tespit edilen ve doğrulanan sorun nasıl çözülür?
Bir kez daha kendimize hatırlatıyoruz: Metodoloji olmadan yenileşim olmaz. Uygun metodolojileri araştırıp zaten bildiğimiz ve aşina olduğumuz bir tanesini benimsedik. Kim demiş eğitimciler bunları kullanamaz diye! Şimdi bu metodoloji üzerinden çözümü kurgulamaya başlıyoruz
Çözümün Doğrulanması: Bir çözüm bulduk ama bu ne kadar doğru bir çözüm?
Her ne kadar bir an önce çözümü hayata geçirmek istesek de doğrulama yapmadan yine ilerlemiyoruz. Doğrulanmayan çözüm henüz çözüm değil ve halen bir hipotez olmaktan öteye geçmiyor. Müşteri mülakatları, gözlem, odak grup çalışması vb. yöntemlerle doğrulama yaptık. Çözüm, hedef kitlemiz açısından pek de anlamlı bulunmasaydı bir adım geriye gidip çözümü yeniden ele alıp kurgulayacaktık (pivot). Neyse ki tasarladığımız çözüm oldukça olumlu karşılandı. Artık sorundan da eminiz, sorun için bulduğumuz çözümün bir karşılığı olduğundan da. Devam edebiliriz.
Ürün, Hizmet ya da İş Modeli: Bu yeni ürünü ya da hizmeti nasıl sunabiliriz?
Çözümün hayata geçirilmesi ile ilgili süreçler ve akışların netleştirilmesi aşaması. Tabi bu aşama, özellikle ticari bir ürün ya da hizmet geliştiriyorsak çok daha önemli. Bu noktada kullanılacak kanallar ve gelir kalemlerinin tanımlanması gerekiyor. Ama biz şimdilik çözümün kurum içinde uygulama modeline kafa yoruyoruz. Biliyoruz ki, model olmadan çözüm hayata geçmez. Artık tüm detayları düşünüyoruz. Modelimiz hazır.
MVP (Minumum Viable Product) Geliştirme: Çözüm nasıl bir şeye benziyor?
Her şey bu kadar net gözüküyor ama biz tüm çözümü baştan sona geliştirmeden önce bir test etmek istiyoruz. Bunun adı MVP: Çözümün en temel özelliklerini taşıyan bir deneme modeli. Bu anlamda prototip ile de karıştırılmaması gerekiyor. Test etmek için ve bitmiş ürünün aşağı yukarı neye benzeyeceğini göstermek için bir başlangıç. MVP olsun da kartondan olsun! Artık temel fonksiyonları ile çalışan bir ürünümüz var. Ama bunu niye yaptık?
MVP Doğrulaması: MVP nasıl algılandı?
Tabi ki yine bir doğrulama aşaması: Müşteri Ziyaretleri yaparak geliştirilen MVP’yi müşteriye anlatmak ve ürünle ilgili onların fikrini almak için kullanıyoruz. Evet, kesin olarak ürünün sağını ve solunu değiştirmeyi önerecekler, ama buna hazırlıklıyız. Genel olarak tepkiler pek olumlu değilse, tekrar bir önceki aşamaya gidiyoruz. Çünkü sorun gerçek, çözüm de anlamlı. MVP konusunda belki biraz daha çalışmalı. Ama neyse ki herkes bizim modelimizi beğendi ve bitmiş ürünü görmek için sabırsızlanıyor. O halde artık üretim aşamasına geçebiliriz.
Üretim: Ürün ya da hizmetin tam olarak geliştirilmesi
Artık müşteri tarafı tamam. İlk paramızı harcamaya başlama vakti geldi! Üretim modeline göre çözümü geliştirelim. Birçok doğrulama aşamasından geçtiği için sonucun olumsuz olma ihtimali çok düşük. Herkes bu sistematik yaklaşımdan dolayı bizi tebrik ediyor. Yenilikçi ürünü sahaya süreceğimiz anı dört gözle bekliyoruz. Eğitim birimimizin itibarını çok ama çok büyük katkı sağlayacak. Buradan aldığımız enerji ile yeni yenileşim projelerine başlayacağız. Yenilik ihtiyacı çok fazla. Bu bitmeyen bir süreç. Sürekli yenilik yapan ve müşterilerinin hayatını kolaylaştıran, sürprizlerle dolu bir departman olarak tanınmak çok keyifli. Bizler iyi yenileşimcileriz. Aynı zamanda başka birimlere de örnek oluyoruz. Yenileşim anlayışını göstererek anlatıyoruz. Bizler iyi eğitimcileriz.

TEGEP kurucu üyelerinden. Şimdi Denetleme Kurulu Üyesi ve “Yayın/Araştırma Komitesi Liderlerinden biri. Halen Ledd (www.ledd.io) şirketinde “öğrenme”, “gelişim” ve “performans” alanında kurumlara ve karar vericilere hizmet veriyor. Hem TEGEP hem de Ledd çatısı altında, sektörü geliştirmek, alanda nitelikli ürün ve hizmetler ortaya koymak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Kariyerine 1999 yılında Koç Grubu eğitim ve danışmanlık şirketi olan i.d.e.a'da tasarımcı olarak başladı. 2003-2015 yıllarında Koç Holding’de KoçAkademi'nin yönetimi ve Topluluk genelinde gelişim fonksiyonunun geliştirilmesi noktasında hizmet verdi. Eğitim iletişimi alanında üniversite eğitimi ve insan kaynakları alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. İletişim bilimleri alanında doktora eğitimi devam ediyor.

Buradaki yazılar yazarların görüşleri olup TEGEP’in resmi görüşü değildir. TEGEP Gizlilik Politikasına buradan ulaşabilirsiniz.